Onu ilk gördüğümde benim arabam olduğunu anlamıştım. 2000 yılının temmuz ayıydı çok iyi hatırlıyorum. Doğumgünümün sabahı 4'te bizim yazlığın kapısının önüne geldi, daha önce verilen tüyolardan sanırım, onu görür görmez "Bu parlak kırmızı Fiat Uno sabah kahvaltısında bana hediye edilecek" demiştim. Hatta babam arabanın kapılarını kilitlemeyi unutmuş açık bırakmıştı, ben de o gece sabaha karşı daha bana hediye edilmeden çalınacak diye korkudan uyuyamamıştım.
Onunla sayısız yaşanmışlıklarımız var. 2000 yılından beri yurtdışı gezilerim hariç nereye gitsem beni takip ediyor. ODTÜ'de, İstanbul'daki ızdırap dolu iş hayatımda, gittiğim tatillerde yaptığım haftasonu kaçamaklarında sürekli benimleydi, kahrımı çekti, yüzlerce sırrımı tuttu, adeta yaşamımın bir parçası oldu.
Geçen cumartesi günü onunla Taksim'de bir geceye doğru akarken ön panelinden ateşler ve dumanlar çıkmaya başladı. Arabam artık bakımsızlığına isyan etmiş ve bırak artık beni demişti. Zar zor yangın söndürücüyle ateşi söndürüp cayır cayır yanmasını engelleyebildim. Onu çekiciye bindirirken belki ona karşı son görevimi yapıyordum çünkü artık onu satmam ve hayatın kaçınılmaz kuralını uygulamam gerek: Eskiyeni bırakıp yenisini almam gerek..
19 Eylül 2007 Çarşamba
13 Eylül 2007 Perşembe
Benim için her yurt dışı gezisi özeldir ama gideceğim yer İsveç ve başkenti Stockholm ise eğer bu gezi çok daha özeldir. Ali ve Fuat'la yaptığım bu gezinin bir özetini yandaki videoda bulabilirsiniz.
İsveç'in benim için çok özel bir ülke olmasının en önemli nedeni kızların güzelliği değil, çocukken izlediğim bir film. 1976 yapımı Tunç Okan'ın Otobüs filminde bir grup Türk işçi iş bulma ve daha iyi bir yaşam vaadiyle hurda bir otobüsle Stockholm'e götürülür ve pasaportları tüm paralarına el konularak kaderlerine terk edilir.
Gizemli ve gri bir şehir olan kuzey avrupa'nın acımasız başkenti Stockholm, hayatlarında köylerinden dışarı çıkmamış, bu son derece tutucu ve zavallı Anadolu insanlarını bir bir yutacaktır.
Bu filmi izledikten sonra yıllardır cebimde pasaportum ve paramla İsveç'e gitmek, bu gizemi çözmek ve Sergel Meydanı'nda bu fotoğrafı çektirmek istemiştim. Sergel Meydanı'nı ilk yalayan insan olarak da tarihe geçmek de bana ayrı bir gurur veriyor.
İstediklerimi bir bir yaptım. Ama yolculuğun tek durağı Stockholm değildi, gemiyl günübirlik Finlandiya, Göteborg, Malmö ve Danimark'nın başkenti Kopenhag'ı da gördüm.
İnsanlar birbirlerini en iyi 3 yerde tanırlarmış: Yemek masasında, kumar masasında ve yolculukta. Kumar oynama alışkanlığım pek yoktur ama yola birlikte çıktığım Ali ve Fuat'ı tanıyınca ne kadar doğru arkadaş seçimleri yaptığımı anladım.
Neyse lafı fazla uzatmayayım. Hayata dair yeni gelişmelerle yine burada olacağım.
İsveç'in benim için çok özel bir ülke olmasının en önemli nedeni kızların güzelliği değil, çocukken izlediğim bir film. 1976 yapımı Tunç Okan'ın Otobüs filminde bir grup Türk işçi iş bulma ve daha iyi bir yaşam vaadiyle hurda bir otobüsle Stockholm'e götürülür ve pasaportları tüm paralarına el konularak kaderlerine terk edilir.
Gizemli ve gri bir şehir olan kuzey avrupa'nın acımasız başkenti Stockholm, hayatlarında köylerinden dışarı çıkmamış, bu son derece tutucu ve zavallı Anadolu insanlarını bir bir yutacaktır.
Bu filmi izledikten sonra yıllardır cebimde pasaportum ve paramla İsveç'e gitmek, bu gizemi çözmek ve Sergel Meydanı'nda bu fotoğrafı çektirmek istemiştim. Sergel Meydanı'nı ilk yalayan insan olarak da tarihe geçmek de bana ayrı bir gurur veriyor.
İstediklerimi bir bir yaptım. Ama yolculuğun tek durağı Stockholm değildi, gemiyl günübirlik Finlandiya, Göteborg, Malmö ve Danimark'nın başkenti Kopenhag'ı da gördüm.
İnsanlar birbirlerini en iyi 3 yerde tanırlarmış: Yemek masasında, kumar masasında ve yolculukta. Kumar oynama alışkanlığım pek yoktur ama yola birlikte çıktığım Ali ve Fuat'ı tanıyınca ne kadar doğru arkadaş seçimleri yaptığımı anladım.
Neyse lafı fazla uzatmayayım. Hayata dair yeni gelişmelerle yine burada olacağım.
11 Eylül 2007 Salı
Gürer Güncan - Blog Sayfası
Merhaba,
Uzun zamandır yapmayı planladığım internet güncesini en sonunda hayata geçirebiliyorum. Bundan böyle benimle ilgili önemli haberleri, gelişmeleri yaşanmışlıkları bu sayfadan takip edebileceksiniz. En sonunda internete sıcak bir merhaba diyorum.
Merhaba internet, biraz geç oldu ama işte en sonunda geldim:)
Uzun zamandır yapmayı planladığım internet güncesini en sonunda hayata geçirebiliyorum. Bundan böyle benimle ilgili önemli haberleri, gelişmeleri yaşanmışlıkları bu sayfadan takip edebileceksiniz. En sonunda internete sıcak bir merhaba diyorum.
Merhaba internet, biraz geç oldu ama işte en sonunda geldim:)
Kaydol:
Yorumlar (Atom)